16 Mayıs 2011 Pazartesi

Hacivat ile Karagöz’ü Canlandırmak!

Rivayete göre Hacivat ve Karagöz, Orhan Gazi devrinde (1326- 1359) yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi’nin, “cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat’ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat’ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır. (Kaynak: Vikipedi)

Hikaye şöyle devam etmiştir: Hacivat ile Karagöz oyunu ölümlerinden sonra 2000’li yıllara kadar sürmüştür. Halk bu oyunu asırlarca severek izledikten sonra bütün toplum bir araya gelerek onları canlandırmaya karar vermiştir. Bunu gerçekleştirmek için de iş bölümü yaptılar. Halkın yarısı Hacivat’ı, diğer yarısı da Karagöz’ü canlandırmak için uğraşacaktı. Bunu başardıktan sonra da sürekliliği sağlamak için dört senede bir Pazar sabahı toplanıp yasal süreyi dört sene daha uzatacaklardı. Bütün bu işlerin maliyetini de oyunu izlemeyi sevsin sevmesin herkese ödetmek için sosyal devlet diye bir şey uyduracaklardı. Uzun uğraşlar sonucu yüzyıllardır bir çok şeyi başarmış Anadolu halkı Hacivat ile Karagöz’ü de canlandırmayı başardı. Bunun bedelini haksız yere ödeyenleri bastırabilmek için toplumu bir arada tutan değerleri ikiye ayırıp birini Hacivat’a verdiler diğerini de Karagöz’e.

Hacivat’a Kılıçkalkan, Karagöz’e de Teayyüb ismini taktılar.

O günden sonra Anadolu’da insanların büyük bir kısmı (%90) Hacivat ile Karagöz’ü Allah'ın her günü izleyerek tuttukları tarafın yanında yer alıp kendilerini tatmin ettiler ve günlük sıkıntılarından uzaklaşıp kısa da olsa mutlu mesut anlar yaşadılar…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder